ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Kasım 2013 Cumartesi

Kur'an da Ashabı Kehf,Uyku,Ölüm,Kabir ve Kıyamet ile alakali ayetler


KIYÂMET ALAMETLERİ VE KABİR SUALLERİ
"Bir örnek vereyim,
Türkiye'de medya adeta Ak parti seçim bürosu gibi 24 saat Ak parti propagandası yapmaktadır.
Gece gündüz sesli ve görüntülü medya'da bir siyasi lider'in devamlı beyin yıkama ve tesirli konuşma metotu ile "amerikadaki demokrasi'yi getirdik" demesini dinleyip,onu hafısazına iyce yerleştirip ,kendi kendine bak başbakan amerika'daki demokrasi'yi getirdi derseniz,
Kabir suallerinde en önemli soruları diliniz otomatikmen şu cevapları vericektir."

Rabbin kim ? sorusuna,
Amerika,
Dinin nedir? sorusuna
demokrasi,
Peygamber'in kim? sorusuna da
başbakan dersiniz.
E tabi mezheb'in nedir? sorusuna da otomatikmen facebook veya twitter diyceksiniz.:)
Bu en son facebook ve twitter kısmı'nı tabiki vazgeçilmez bir alışkanlık olduğu için espiri olarak vurguladım.

Benim bir sözüm vardır,
"Alışmak:İnsanoğlu neye alışırsa ,alıştığı şey'in kulu kölesi olur."
Bu içki olabilir,siğara uyuşturucu olabilir,aşırı zevk düşkünlüğü olabilir ,hergün yapmaz ise rahatsız olacağı şeyler,
İnternet'e giriş ,facebook sayfasına veya twitter'e giriş,devamlı severek dinlediği bir sanatçıyı dinleme olabilir. Devamlı ekranda güzel hitabetiyle insanı adeta büyüleyen, bir başbakan olabilir,:) vesaire vesaire..

KIYÂMET ALAMETLERİ VE KABİR SUALLERİ
Kur'an da Ashabı Kehf,Uyku,Ölüm,Kabir ve Kıyamet ile alakali ayetler ve,
Makalenin tamamını okumak için tıklayınız.

KIYÂMET ALAMETLERİ VE KABİR SUALLERİ

Kur'an da Ashabı Kehf,Uyku,Ölüm,Kabir ve Kıyamet ile alakali ayetler,

22:7 - "Kıyamet ise şüphesiz gelecek ve muhakkak ki Allah bütün kabirlerde olan kimseleri tekrar diriltecektir."

Bu ayet, uykunun aynı zamanda bir ölüm olduğunu ,canların (Ruhların) uykuda alındığını,eceli gelmeyenlerin Ruhlarını iade ederek yine uyandırıldıklarını bildirir.

39: 42 - "Allah, ölmekte olan canları (Ruhları) alır, ölmeyenleri de uykularında (alır); sonra ölümüne hükmettiğini yanında tutar, ötekilerini de belli bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır."

18:9 - "Yoksa, (ey Rasûlüm), uzun zaman mağarada uykuda kalan Kehf ve Rakîm ashâbı, bizim mûcizelerimizden şaşılacak bir şey oldular mı sandın? (Kehf: Geniş mağaraya denir. Rakîm: uykuya dalanların köy adı ve köpeklerinin adıdır. Bir rivayette de uykuda kalanların adlarının yazılı bulunduğu kitabın ismidir)."

18:10 - Hatırla ki, o vakit, o genç yiğitler mağaraya sığındılar da şöyle dediler: “-Ey Rabbimiz! Bize, tarafından bir rahmet ihsan buyur ve işimizden bize bir başarı hazırla.”

18:11 - Bunun üzerine, nice seneler mağarada üzerlerine uyku bıraktık ve kendilerini (üç yüz dokuz yıl) uyuttuk.

18:12 - Sonra da iki guruptan (Ashâb-ı Kehf ile hasımlarından) hangisinin kaldıkları müddeti daha iyi hesap edeceğini görelim diye onları uyandırdık.

18:13 - Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.

18:17 - (Ey Rasûlüm, bir baksaydın) görürdün ki, güneş doğduğu zaman, mağaranın sağ tarafına yönelir (ışınları onlara zarar vermez); battığı zaman da, onları sol taraftan terkederdi, Onlar, mağaranın geniş bir yerinde idiler. İşte bu, Allah’ın mûcizelerindendir. Allah’ın hidayet ettiği kimse, o, doğru yol üzeredir. Şaşırttığı kimse için de, asla doğru yolu gösterici bir yardımcı bulamazsın.

18:18 - Bir de onları, (gözleri açık olduğu için) uyanık kimseler sanırsın, halbuki onlar uykudalardır. Biz onları, (yanları incinmesin diye) sağa ve sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın giriş yerinde iki kolunu uzatıp yatmaktaydı. Eğer onlara muttali olsaydın (yakından görseydin), (heybetlerinden ötürü) muhakkak kendilerinden (ürküp) döner kaçardın ve onlardan, içine korku dolardı.

18:19 - Onları bir mûcize olarak uyuttuğumuz gibi, birbirlerine sorsunlar diye kendilerini (kudretimizle) uyandırdık da, içlerinden bir sözcü şöyle dedi: “- Ne kadar durup kaldınız?” (Cevaben): “- Bir gün yahud bir günün bir kısmı kadar eğleştik.” dediler. Bir kısmı da: “-Ne kadar durduğunuzu, Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz, birinizi, bu gümüş paranızla şehre (Tarsus’a) gönderin de baksın, hangi yiyecek daha temizse ondan size bir rızık getirsin; hem çok kurnaz davransın da asla sizi hiç kimseye sezdirmesin” dediler.

18:20 - 'Onlar sizi, tanıyıp yakalarlarsa, ya sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine döndürürler, hayat tarzlarını benimsetirler. O zaman bir daha ebediyyen iflâh olmazsınız, ebedî nimetlerle mutluluğa eremezsiniz.' dedi.

18:21 - Böylece, insanları onların hallerine muttali kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyametin vukuunda hiç şüphe olmadığını bilsinler. Çünkü (daha önce, dirilmenin ruh ve cesedle veya yalnız ruhla olacağı hususunda) dinlerinin emrini aralarında tartışıyorlardı. (Allah, mağaradaki bu yiğitleri öldürünce, kâfirler) şöyle dediler: “- Üstlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onların hallerini daha iyi bilir.” Sözlerinde üstün gelen müminler: “- Mutlaka yanlarında bir mescid edineceğiz.” dediler (ve mağaranın kapısı önünde namaz kılmak için bir mescid yaptılar).

18:22 - "(Ehl-i kitab, Hz. Peygamber Aleyhisselâmın huzurunda): “- Yiğitlerin sayısı üçtür, dördüncüleri de köpekleridir.” diyecekler; “-Sayıları beştir, altıncıları da köpekleridir.” diyecekler ve gayb için zanda bulunacaklar. (Müminler de): “-bunlar yedi kimsedir, sekizincileri köpekleridir.” diyecekler. Ey Rasûlüm, sen, onlara de ki “-Rabbim, bunların sayısını daha iyi bilendir; kendilerini ancak pek az kimseler bilir. Artık bunlar hakkında zahiri bir münakaşadan başka bir münakaşa yapma (işi derinleştirmeden Kur’ân’da vahyolunanla iktifa et) ve bunlara dair ehl-i kitabdan kimseye bir şey sorma.”

18:25/26 - Onlar, mağaralarında üç yüz sene kaldılar ve buna dokuz yıl daha kattılar.De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O’ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.”

Yukarıdaki KEHF Sûresi değişik ayetlerinde "Ashabı Kehf'in" mağarada üçyüz dokuz sene uyuduklarını ve ardından, Allah tarafından uyandırılarak uyudukları bu sure içerisinde geçen zamanı, muhalif iki grupdan hangisinin hesaplayarak bileceğini ve uykuda ğeçen zamanın aynı bir ölüm olduğunu ve geçen zamanın uyuyan kişiler tarafından uzun olarak görülmeyerek, akşam yatıp sabah kalktıkları gibi bir gün kadar hissettiklerini ve öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyametin vukuunda hiç şüphe olmadığını da ayrıca bildirir.

20:102/104 - “O gün Sur’a üflenir, ve o gün suçluları gömgök süreriz. Kendi aralarında gizli gizli konuşurlar. ‘Sadece on gün kaldınız. Onların dediklerini biz daha iyi biliyoruz. En akıllıları sadece bir gün kaldınız‘ der.”

30: 55/56 - "Kıyamet günü suçlular, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı. Kendilerine bilgi ve iman verilenler dediler ki: `Andolsun siz, Allah'ın yazısınca ta yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu dirilme günüdür, fakat siz bilmiyordunuz!"

Yukarıdaki ayetler (20:102/104 -- 30: 55/56 ) Kabir'de zamanın nasıl geçtiğini bilinmediğini, binlerce sene kabirde yatan kişilerin, "burda on gün, bir gün, bir saat kaldık" demesini anlatır.

23: 99/100 - "Nihayet onlardan birine ölüm geldiği zaman: `Rabb'im' der, beni geri döndürünüz ki, terk ettiğim dünyada salih iş yapayım' Hayır, bu onun söylediği bir laftır. Önlerinde ta dirilecekleri güne kadar bir perde vardır."

35:22 - "Ölülerle diriler de eşit olmaz. Gerçi Allah, her dilediğine işittirirse de sen, kabirlerdekine işittirecek değilsin."

50:42 - "O gün insanlar, o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bugün, kabirlerden çıkış günüdür."

54:7/8 -"Gözleri düşkün düşkün (zelil ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.Boyunlarını çağırana doğru uzatmış koşarlarken kafirler: `Bu çetin bir gündür!' derler."

70:43 - "O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar."

37: 20 - "Vah bize, bu ceza günüdür!' dediler"

80:21 - "Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu."

82:4/5 - “Kabirlerin içi dışına getirildiği zaman, her can ne öne sürdüğünü ne geri bıraktığını bilir.”

100:9 - "Bilmiyor mu ki, kabirlerin içindekiler fırlatılacak."

36:51/52 - “Sûr'a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar. Dediler; Vah bize yattığımız yerden kim kaldırdı, İşte Rahmanın va’dettiği şey budur. Demek peygamberler doğru söylemiş.”

40: 51 - "Elbette biz, elçilerimize ve inananlara hem dünya hayatında hem şahitlerin duracakları günde yardım ederiz."

14: 27 - "Allah inananları, dünya hayatında da, ahirette de sağlam sözle tesbit eder. Allah, zalimleri de saptırır ve Allah dilediğini yapar."

40: 45/47 - "Allah o (mü'mi)ni (onların) kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini de azabın en kötüsü kuşattı: Ateş! Sabah akşam ona sunulurlar ve kıyamet koptuğu gün `Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun!' (denilir). Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara dediler ki: `Biz size uymuştuk; şimdi siz şu ateşin ufak bir parçasını bizden savabilir misiniz?"

Bu ayet Dünya'da firavun gibi diktatör hükümdarların her yaptığı icraatı beğenerek hertürlü destekleyerek, onlara Oy verenlerin'de aynen peşinden gittikleri uydukları firavunların atıldığı ateşe atılacağını açıkca anlatır.

46: 20 - "Ateşe sunuldukları gün kafirlere: 'dünya hayatında bütün güzel şeyleri zayi ettiniz; (bu dünyada) bunlarla sefa sürüp bunları tükettiniz. Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve fıska düşmenizden dolayı bugün, alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız."

Rasulullah (s.a.v) Kabir hakkında şöyle buyurmuştur. "Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya cehennem çukurlarından bir çukurdur."(TİRMİZİ)

Bay ve bayanların aynı yurt veya evlerde kalmasına karışan tayyip,
Genelevlerinde bay ve bayanların bizzat kapılarını bekliyor.
Cıx, cıx, cıx... Ne kadar temiz,süzme edepli bir Başbakan.

Akp "Uçkurdan sorumlu Devlet Bakanlığı "kuracak.
Aman şeyinize uçkurunuza mukayyet olun!.
Yaw yurt pansiyon erkek kız öğrenci olayı bahane,
Esas hedef gezi parkı eylemcilerini daha rahat bir şekilde tespit ederek önlem almaktır.

Benim Rakibim Ak partidir diyen Sarıgül,
tayyip için aslında latife olarak şöyle demek istemiş,
"tayyip erdoğan sondan birinci dünya lideridir."

Zinaya izin var Kürtaja yok
1 Haziran 2012
Makalenin tamamını okumak için tıklayınız
Zinaya izin var Kürtaja yok

Şimdi bu yazı başlığını görenler belkide bana,
"Ey Vedat Bağlan,hani sen tayyibin kuyuya attığı her taşın peşinden ve gündemi belirlediği her konu'nun arkasından giderek bunların oyunlarına hilelerine alet ve kurban olmayınız" diyordun.
Eee neden bu başlığı attın diyebilirsiniz..
Elbetde haklı olabilirsiniz ama,şayet bu konu yine bir ,tilkilerin oyunlarını ve hilelerini ortaya çıkarmak ve onları yine deşifre etme konusu ise,
yine ben sahneye çıkar ve hak yol İslam Türküsünü çığırrım :)

. "yok efem ,kürtaj ve sezeryanla doğum yasak olmalı"

E zaten bunlar kendileride zamanında daha ilk okula giderken "ali topu at.. tut, tut, at..uyu, uyu, yat.." diye uyutularak büyüdüler.
Sanırım ordaki temel eğitim alışkanlık yapmış bunlaraki, kendileri'de bu milleti hep uyutmak gayesiyle,
hergün birer uyutma hapı ve gündem maddesi belirliyerek, bu patates çuvallarını,Yerli aynalı sazanları uyutuyorlar.

Al işte sana bir "yumurtamı tavukdan,yoksa tavukmu yumurtadan çıkar" mevsusu.. Günlerce medyada konuş, konuş, bitmez.. E. oh, oh, oh.
Yani İslam'ın ibadetini yap,ziyafetini yap,Çocuğunu yap,Ammmmaaaa Cihadı'nı yapma...İşte tüm uyutulma bunun için.

Halbuki Akp zaten, kendisi zina'yı suçdan çıkarmak suretiyle, bunlara bizzat vesile olmuş, yani kendi çıkardığı kanuna kendisi muhalefet ediyor.
Böylelikle bu Tilki, şikeci ,Akp takımı'nın, yine hilesini ortaya çıkarıp kendilerini deşifre etmiş bulunuyoruz.
Heç bir yere debelenip durmasınlar.
Bunlar, harbiden bu millete çok yabancı ve ters, tezat düşen bir parti ve toplulukdur..

Akp'nin doğumu bile şüpheli ve gayri meşrudur..
Bakın mesela,
Emperyalist egemen güçler karar vermiş,
Abd ve İsrail'le koklaşmış,Türkçüler ve Kürtçülerle gezmiş dolaşmış,muhafazakar ve menfaatçılarla flört etmiş,
en son nihayet F.gülen'le, yatmış, kalkmış ama, hala bu Akp denen parti'nin, kimin çocuğu olduğu, belirsiz..

Zaten İslam dini,bir kadın'ın bir çok erkekle aynı anda evli olmasını gerek nesil açısından gerek nizam açısından,yasaklamışdır.

Yasak olmasaydı,
çok eşli kadınlar,bir kabın içine kendi sütlerini boşaltacak,
sonrada her kadın, kendi sütünü bu kabın içinden, ayırıp alabilmek için uğraşacak ve kendi sütünü bulamayacakdı.
Aynı işte bu, çok eşli Akp 'nin, eşleri'nin sütünü, bu Türkiye süt kabında,arayıp bir türlü bulamaması gibi..

Bir atasözü güzel söylemiş, " iğneyi önce kendine, sonra,çuvaldızı başkasına batır"

Saygılarla

Hacı Gazi Mücahid
Gerçek Allah Dostu
Vedat Bağlan

"Vedat Bağlan Blog Makale yazıları Fihristi Alfabetik listesi "

"Translate Çeviri"

http://www.vedatbaglan.com
http://facebook.com/vedatbaglan
http://tr-tr.facebook.com/pages/vedatbaglancom/167024723324771
http://www.facebook.com/pages/Vedat-Ba%C4%9Flan/132576160097013
http://twitter.com/VedatBaglan
http://vedatbaglan.blogspot.com
http://www.trsohbetler.com/
http://www.facebook.com/haberler.x
http://www.flightsfounder.com/

4 Eylül 2012 Salı

Atı var meydanı yok Meydanı var atı yok


Atı var meydanı yok Meydanı var atı yok

İşte Şu dünya'daki İslam alemi'nin özeti bu
İmanı var, elinde silahı, gücü ve kendisini seven destekleyen, müslüman bir cemaati yok
İmanı yok ama, elinde silahı, gücü ve kendisini seven destekleyen, bir sürü müslüman cemaati var...

Şimdi bu yazılarımızı okuyan akıl sahipleri ,şunlara pür dikkat etsin bakim.

Kim ölümden korkmaz?

Bu Dünya'da ancak ölmeden ölenler
Kabir suallerine ve hesap gününe hazır olanlar,
Ölümden korkmazlar....

Bir Müslüman, Ülkesindeki devlet başkanları ve liderlerin yaptıklarından sorumlumudur? ve yarın kabir suallerinde ve hesap gününde bunlardan sual olacakmıdır?

"Allah size, mutlaka emanetleri ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür." ."(Nisa Suresi-58)

"Ey iman edenler! Allaha itaat edin. Rasulüne ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah’a ve ahiret gününe gerçekten iman etmişseniz onu Allah’a ve Rasulüne götürün. Bu hem hayırlı hem de netice bakımından daha iyidir."(Nisa Suresi-59)

Yüce Allah, bu devlet başkanlarını aynen şu ayetlerle bizzat kendi emirlerini uygulamaları hakkında uyarıyor..

"Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir." (Maide: 44)

"Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler zalimlerin ta kendileridir." (Maide: 45)

"Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyenler fasıkların ta kendileridir." (Maide: 47)

Allah’ın emirlerini bir kenara atıp uygulamayan, bunun yerine insan ürünü kanunları tatbik edenler,kesinlikle müslüman değildirler. Onlara itaat etmek caiz değildir. Onlara karşı gelmek gerekir. Bu kimseler müslüman olan ulu’lemr sıfatını alamazlar. Onların gerçek sıfatı, ortadan kaldırılması gereken tağuttan başka bir şey değildir.

Kabir suallerinde ve hesap gününde ,Yüce Allah kuluna "ey kulum sen neden laiklik veya demokrasiye şu veya bu sisteme ayak uydurmadın?"mı diye hesap soracak? Yoksa "Ey kulum Benim sana yolladığım, Kitabım ve kelamım olan, Kur'an-ı Kerim ve en son din olan, İslam'a göre neden yaşamadın ?Neden kendine,Sizden Olan, Müslüman olan, takva ehli bir emir,lider Seçmedin?"mi diye hesap soracak?

Şayet O kişi bir devlet reisliği görevi üstlenmiş bir kişi ise,bu kişiye iki ayrı sual sorulur.
1."Ey kulum Benim sana yolladığım Kitabım ve kelamım olan, Kur'an-ı Kerim ve en son din olan, İslam'a göre neden yaşamadın?"
2.."Ey kulum Benim sana yolladığım Kitabım ve kelamım olan, Kur'an-ı Kerim ve en son din olan, İslam'a göre neden kanun yapmadın? ve insanlara uygulatmadın ?"

Bir devlet başkanı'nı, aynı bir aile reisi gibi düşünmeliyiz...
Neticede Aile reisi, evdeki tüm aile bireyleri ve tüm olan bitenden,devlet reisi ise, O ülkedeki tüm ailelerden ve olan bitenden sorumludur.

İşte Ülkelerde, İslam'ın İ'sini dahi bilmeden, beyin yıkayan medya'da, süslü ve güçlü gösterilenler'e oy verip,aynı bir futbol takımı tutar gibi, parti tutanlar, Ülke idarelerini, Cahil ve gayri müslimlere emanet edenler, aynen bu kabir suallerinde ve hesap gününde birer mesul kişiler olarak hesaba çekilecekler ve Oy verip seçtiği kişilerin yaptığı her kötü ve iyi işlerden mesul olacaklardır.

"Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını verendir."(NİSA 85)

Hadisi Şerif ,
"Hayra vesile olan hayır yapmış gibi sevap alır,şerre vesile olan ise şer yapmış gibi günahkar olur"

Neticede olayı biraz özetlersek,
Bir müslüman önce İslam'ı öğrenip yaşaması ve ancak İslam'a uygun bir emir ve lider'e oy verip seçmesi lazımdır.

Şu anki Dünya'da, yazı başlığımız olan, "atı var meydanı yok,meydanı var atı yok" cümlesi aslında gerçekden herşeyi özetlemektedir.

Bir İslam Ülkesine bakıyorsunuz,bu Devlet reisi, yaptıkları tüm kanun ve icraatlar, İslam harici, beşer ve yanlış birer sistemler üzerine kurulmuş.
Halkının ise yüzde 99'u müslüman..işte meydan'ı müslüman olarak düşünün, atı'da bir gayri müslüm devlet reisi olarak...yani "meydanı var atı yok"

Yine Başka bir İslam ülkesine bakıyorsunuz,
Devlet Reisi müslüman ama ,halkın çoğunluğu,Emperyalist,egemen güçlere ait,yahudi ve hrıstiyan medyasında beyni yıkanmış,
habire İslam dışında birer sistemlerin arzusu ile yatıp kalkıyor ve aynen onlar gibi yaşıyor...
"Yok efem laiklikmiş..yok efem amerikan icadı demokrasiymiş..v.s"
işte burda "atı var meydanı yok" cümlesi, Devlet'in müslüman Reisi var ama, halkı yok anlamına gelir..

Halbuki örnegin (tayyip gibi) adamı reisi,rahat bıraksalar ne güzel adam İslam kanunlarını getirecek ve insanlık huzur bulacak.

İşte burda halk suçlu,tutturmuşlar, "illede demokrasi olsun..laik sistem olsun..ister çamurdan olsun" diye..

Adamcağız Türkiye'yi önce güzelce bir müslüman edecek,ardından tüm Dünya'ya güçlü bir İslam medya ordusu ile,İslam eğitimi verdirecek.
Tüm emperyalist egemen güçler'e karşı savaş verip,İsrail'deki,Irak'daki,Afganistan'daki,Libya'daki,Suriye'deki ölen milyonlarca müslüman'ın intikamını alacak..
Veeeee Büyük Osmanlıyı yeniden canlandıracak...(yaptığı tüm icraatlar tam tersini gösteriyor)
Sizlerde bu hayali ve rüyayı görüp, hergün yatıp, kalkıp, uyumaya devam edeceksiniz...

İşte büyük suç yine sizlerde..Çünkü siz tutturmuşsunuz illa biz, Emperyalist egemen güçler,abd ve israil ile dost olacaaaaz..
Irak'da,Libya'da,Afganistan'da,İsrail'de,Suriye'de, bu yahudi ve hrıstiyanlarla birlik olup,milyonlarca müslüman'ın ölmesine vesile olacaaaaz diye...

Yani Meydan suçlu At haklı...
Böylelikle tayyibin atı var ama meydanı yok diyebiliriz...
deh.. deh.... deh.... deh... deh... deh....tüh... tüh... tüh.... tüh... tüh....

Saygılarla

Hacı Gazi Mücahid
Vedat Bağlan

http://www.vedatbaglan.com
http://facebook.com/vedatbaglan
http://tr-tr.facebook.com/pages/vedatbaglancom/167024723324771
http://www.facebook.com/pages/Vedat-Ba%C4%9Flan/132576160097013
http://twitter.com/VedatBaglan
http://vedatbaglan.blogspot.com
http://www.trsohbetler.com/
http://www.facebook.com/haberler.x
http://www.flightsfounder.com/

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Emperyalistlerin Nabız yoklama taktikleri


Emperyalistlerin Nabız yoklama taktikleri.
Şunu aklınızdan kesinlikle çıkarmayın,
Emperyalist egemen güçler abd israil ve yalakaları akp ve tayyip,
Hedefledikleri her şeyi yaparken önce bir sürtme denemesi yapar halkın nabzını yoklar,
Baktıki tık yok...
Biraz daha parmagını sokar...
Baktıki tık yok...
Bu sefer daha çok ilerler,
Baktıki tık yok...
Parmagını artık tam sokar yerleştirir ve artık kimse yerinden kımıldayamaz.

Şu an 19 mayıs'daki halkın akp'ye karşı olan tepkisi, tüm dünyada konuşuluyor..
Akp tüm dünya'ya, "bakın halk bizi destekliyor ve ne yaparsak arkamızda" diyerek ,
Rahatça her istediklerini yapıyorlardı.
Ama 19 mayıs akp'yi tamamen yıktı....
Sahte anketler ve yüzde 50 lerin üstü dedikleri oran şu an yüzde 10 lara düştü..

Türkiye''nin bağımsızlığına kavuşması için,
bu emperyalist egemen güçleri abd israil ve yalakaları kukla hükümet akp ve tayyibi kovalaması için,
Artık halkın önünde tek bir yol var...
Ya İstiklâl Ya Ölüm.....

Saygılarla

Hacı Gazi Mücahid
Vedat Bağlan

http://www.vedatbaglan.com
http://facebook.com/vedatbaglan
http://tr-tr.facebook.com/pages/vedatbaglancom/167024723324771
http://www.facebook.com/pages/Vedat-Ba%C4%9Flan/132576160097013
http://twitter.com/VedatBaglan
http://vedatbaglan.blogspot.com
http://www.trsohbetler.com/
http://www.facebook.com/haberler.x
http://www.flightsfounder.com/

16 Mart 2012 Cuma

Düşman'a önden sunulan yemlik askerler

Düşman'a önden sunulan yemlik askerler Şimdi Bir Ordu ve Savaş düşünün,
İlk birlikler düşman ordusunun kabasını alır,diğerleri esas hedefi vurur.ve bu ilk birlikler genelde rütbesiz askerlerden oluşur.
Düşman'a karşı yemlik gibi önceden ölecekleri bilindigi için sunulur.
Esas Önemli olan Komutan sonradan gelir.
Kale feth edilince artık Sultan işine bakar.
Şimdi Bu anlattıklarımla neleri kast ettiğimi ve bu nelerin ne kadar kıymeti var daha iyi anlarsınız umarım.

İşte ancak bunları anlıyacak kapasite'de olanlar bizi anlar.

Saygılarla

Vedat Bağlan Sanatçı

"Vedat Bağlan Blog Makale yazıları Fihristi Alfabetik listesi "

"Translate Çeviri"

http://www.vedatbaglan.com
http://facebook.com/vedatbaglan
http://tr-tr.facebook.com/pages/vedatbaglancom/167024723324771
http://www.facebook.com/pages/Vedat-Ba%C4%9Flan/132576160097013
http://twitter.com/VedatBaglan
http://vedatbaglan.blogspot.com
http://www.trsohbetler.com/
http://www.facebook.com/haberler.x
http://www.flightsfounder.com/

12 Mart 2012 Pazartesi

Bir zamanlar Türkiye denen bir Ülke varmış

Bir zamanlar Türkiye denen bir Ülke varmış,
bir varmış bir yokmuş,bir zamanlar Türkiye diye bir ülke varmış ..gelen yemiş giden yemiş..yeni gelende bunlar az yediler işi bilmiyorlar bakın biz nasıl çok yeriz görün deyip bir türlü doyamadan ölüp gitmişleeeer...

Türkiye'de 9 yıllık akp iktidarında kazanan sadece ve sadece akp takımı ve yandaşları olmuş köşeyide bi güzel dönmüşlerdir..ve hala bunları destekleyenede ben sadece oh oh oh olsun Allah daha beter etsin derim....
.
9 yıllık tek başına güçlü bir iktidar olan akp ,şayet bu yaptıklarınıda yapmasaydı..millet odunla kovalardı..yok efendim yol yapmışmış.yok efendim ev yapmışmış..millet açlıkdan ölüyor bana ne senin evinden yolundan...
.
Türkiye'de iktidar'da bir hava bir cıva abooo..ama herşeyi satan hükümetin şu an kendi kontrolünde sadece bir kaç kurum kaldı .eğitim maliye sağlık ticaret savunma emniyet gibi kurumlara bakıyor..bu kurumlara şu anki teknolojide 3 kişi bile yeter.. fazla abartmasınlar.
.
başbakan tayyip geçmişi begenmiyor..ama geçmişde hiç bir hükümet herşeyimizi 43 milyar dolara satıp üstüne üstün birde 700 milyar iç ve dış borç..ayrıyeten de 110 milyar cari açık yapmadı..rekor sende başbakan ...
.
9 yıllık akp iktidarında en azından bir Ecevit - Erbakan hükümetindeki cesaret yok..onlar maaşlara yüzde yüz zam yaptı..kıbrısı aldı....bu işler cesaret ve cesaretli lider ister..çoluk çocuk macera peşinde koşanların işi değil bu işler...
.
Kılavuzu Karga olanın burnu boktan çıkmazmış.
işte Türkiye'nin hali bu....
Türkiye dış siyasetde herzaman abd ve israil taraf bir tutum göstermiş ve Irak,afganistan,Libya ve şu an suriyede milyonlarca masum müslüman'ın ölmesine vesile olmuş cani ve katil ülke konumuna gelmiştir..
.
İnsan ya Allah'ın askeridir yada İblis'in askeri.
O halde Sen Kimin Askerisin?
Allah'ın Askeriysen sıraya geç
İblis'in askeriysen karşıma geç
hani derler ya YARIM HEKİM CANDAN EDER, YARIM HOCA DİNDEN EDER.
işte akp tüm islam'a sempati duyan veya duymaya başlayan ataistleri daha beter ataist yaptı....
dinsiz devlet yıkılacak elbet sloganıyla geldiler.doogru kurulmuş saat gibi birilerinin kuyruk acısı olan askerlerden hınçlarıını aldılar..ne oldu netice? şimdi tüm ataistler müslümanmı oldu?.
.
Saygılarla

Vedat Bağlan Sanatçı

"Vedat Bağlan Blog Makale yazıları Fihristi Alfabetik listesi "

"Translate Çeviri"

http://www.vedatbaglan.com
http://facebook.com/vedatbaglan
http://tr-tr.facebook.com/pages/vedatbaglancom/167024723324771
http://www.facebook.com/pages/Vedat-Ba%C4%9Flan/132576160097013
http://twitter.com/VedatBaglan
http://vedatbaglan.blogspot.com
http://www.trsohbetler.com/
http://www.facebook.com/haberler.x
http://www.flightsfounder.com/

9 Aralık 2011 Cuma

Tayyip ölünce Nasıl anılacak?

Tayyip ölünce Nasıl anılacak?

Zahmetlik iyi vergi toplardı ,Topladığı vergilerle 6 yılda tam 184 milyar dolar dış borç faizi ödedi, Bu faizi alan baron Yahudi patronları bu parayla silah alıp filistinli müslümanları öldürdü.
Türkiye'de İktidar olma pahasına BOP (büyük İsrail Kurma Projesine Eş başkanım dedi)
Adana İncirlik Üssünden, ABD uçaklarına Irak'a tam 4900 resmi açıklama ile sabit. sorti yaptırıp milyonlarca Müslümanın ölmesine vesile oldu.
Arap Baharı Filminde Rol almak için yalvardı ve Türkiye'ye en kötü günde kıbrıs savaşında Uçak yollayan Gaddafi'ninde ölmesine vesile oldu.
Türkiye'de ne var ne yok hepsini 34 milyar dolar karşılıgında özelleştirme adına sattı.
İçki,Siğara,faiz,fuhuş,kumar'dan Topladığı vergileri,
memur,din adamı,emekli,milletvekili,bakan,başbakan ve cumhurbaşkanı'na maaş olarak verip,
güzel güzel bağırsaklarında taşıdığı beş batman haram bok ile halkın önüne medya da bol bol pozlar verip artizlik yaptı.

Vedat Bağlan Ölünce Nasıl anılacak?

Rahmetlik yetim büyüdü,tüm akrabalarının yanında kaldı.Sonra Avrupaya gitti.
İslam ugrunda çalışıp,1000 lerce kişiye İslam anlattı.10 larca cami cemaat ,İslam Okulu ve teşkilat kurdu.
Türkiye'de Milli Görüşün Hakim olması için her seçimde Arabasıyla gelip çalıştı.
Beşikdeki Çocugunu bırakıp Afganistan'a savaşmaya Şehid Olmaya gitti ve omuzundan bomba şarapnel parçası ile yaralanıp gazi oldu.

İşte Fark burda.. Herkes kendine Çeki Düzen verip karnındaki beş batman taşıdıgı haram boku unutup ona buna çamur atıp boş dedikodu yapmasın.Akıllarını başlarına alsınlar.
Şunuda Sakın Unutmasınlar,Her kim bu Dünya'da hakkımda zerre kadar bişey konuşsa ben onu anında duyarım.İnanmayanlar Beni yakından tanıyanlara sorsunlar.

Saygılarla

Vedat Bağlan Sanatçı

"Vedat Bağlan Blog Makale yazıları Fihristi Alfabetik listesi "

"Translate Çeviri"

http://www.vedatbaglan.com
http://facebook.com/vedatbaglan
http://tr-tr.facebook.com/pages/vedatbaglancom/167024723324771
http://www.facebook.com/pages/Vedat-Ba%C4%9Flan/132576160097013
http://twitter.com/VedatBaglan
http://vedatbaglan.blogspot.com
http://www.trsohbetler.com/
http://www.facebook.com/haberler.x
http://www.flightsfounder.com/

15 Şubat 2011 Salı

Hz Azrail Kimdir nasıl Can Alır

Hz Azrail Kimdir nasıl Can Alır


Azrail (as) melaikelerin büyüklerindendir ve diğer melekler gibi mümin ruhlara karşı çok şefkatli kafirlere karşı ise çok şiddetlidir.



"İyilerin ruhu hamurdan kıl çekmek gibi, kötülerin ruhu ise diken ağacından tülbent çekmek gibi çekilir."



Birinci olayda ruh yara almaz. İkinci olayda ise, yara alır ve delik deşik olmuş bir hale gelir. Aldığı bu yaralar kabir hayatı boyunca da ona azap çektirirler. Ruhu çekilmekte olan bir adam duyduğu acıyı şöyle terif etmiştir: "Gökler üstüme çökmüştür. Vücudum iğne deliğinden geçiyor gibidir."



Hz. Ka'b şöyle demiştir: "Ruhun çekilmesi olayında sanki her tarafı dikenli bir çubuk hastanın ağzından içine sokulur ve dikenli dallar onun damarlarına yayılırlar. Daha sonra da kuvvetli bir adam bu çubuğu çekip çıkarır."



Ruhun çekilmesi sırasında ölüm meleği de görülür. Bu melek, ölenin itikat ve amellerine göre değişik surette gelir.



Mesela elektrik bir olduğu halde lambada ışık olarak görünür, elektrikli sobada ateş olarak görünür, buzdolabında soğuk olarak tezahür eder. Öylede Hz. Azrail (as) ruhun mahiyetine göre belirir. Tıpkı elektriğin girdiği alette değişik tezahür etmesi gibi. Eğer kişi müslüman olarak yaşamışsa Azrail (as) ona ışık gibi görünür. Yani nurani olarak görünür. Eğer kafir veya günahkar olarak yaşamışsa derecesine göre ateş gibi veya buz gibi o kişinin ruhunu alır. Yani insanın fıtratı nasıl ise Azrail (as) ona o şekilde gözükecektir.



Rivayete göre İbrahim (A.S.), ölüm meleğine; "Bana kötü insanların ruhunu aldığın surette görün." dedi. Melek: "Sen bu sureti görmeye dayanamazsın." dedi ise de İbrahim (A.S.) ısrar ederek: "Dayanırım." dedi. Azrail (A.S.) ; "Yönünü dön." buyurdu. İbrahim (A.S.) döndü ve Azrail (A.S.) 'i görünce, onu kapkara, saçı sakalı karışmış, pis pis kokar, siyah elbiseli, ağız ve burun deliklerinden ateş ve dumanlar fışkırır vaziyette gördü. Buna dayanamayarak düşüp bayıldı. Ayılınca Azrail (A.S.) 'i eski suretinde gördü ve ona: "Bir günahkara, senin suratını görmek yeter. Başka bir azap ile karşılaşmasa da senin o suratın azap bakımından onun için yeterlidir." dedi. İbrahim (A.S.) bu sefer: "Bana iyilerin ruhlarını aldığın surette görün." dedi ve meleği güzel bir surette görünce de: "İyiler için mükafat olarak seni bu surette görmeleri yeterlidir." demiştir.



İşte asilerin karşılaşacağı ve itaat edenlerin kurtuldukları zorluklar bunlardır. Allah-u Zülcelal'e itaat edenler Azrail (a.a.) 'i en güzel surette görürler. Amel defterlerinin kapatıldığı son anda, ölenin amelini yazan iki melek de ona görünürler. Ölen iyi kimse ise melekler ona: "Allah-u Zülcelal seni hayırla mükafatlandırsın. Sen bizi salih ameller yazmakla meşgul ve mutlu ettin." derler. O kötü kimse ise, melekler ona: "Allah-u Zülcelal seni şerle cezalan-dırsın. Sen bizi kötü şeyler ve günahlar yazmakla meşgul ve mutsuz ettin." derler.



Hz. Peygamber (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: "Biriniz ni'met ve azap göreceğini öğrenmedikçe ve cennet ya da cehennemdeki yerini seyretmedikçe ölmez." (İbn Ebi'd-Dünya)



Bir kimsenin kendisini ölüm sekeratından selametli bir şekilde muhafaza edebilmesi için, o vakit gelip çatmadan önce, Allah-u Zülcelal'in emir ve nehylerini yerine getirmeye gayret ederse, inşallah rahat ve güzel bir şekilde bu dünyadan ayrılır. Nitekim Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "O kimseler ki, melekler onların ruhunu rahat ve hoş bir şekilde alırlar." (Nahl; 32)



Hasan-ı Basri şöyle demiştir: "Mü'minin rahatlığı, ancak Allah-u Teala'ya mülaki (kavuşacağı) olacağı zamandır."



Demek ki, mü'minin emin olduğu, neşeli ve en sevinçli günü, öldüğü günüdür...!



Selam ve dua ile... 


Saygılarla

Vedat Bağlan Sanatçı

"Vedat Bağlan Blog Makale yazıları Fihristi Alfabetik listesi "

"Translate Çeviri"

http://www.vedatbaglan.com
http://facebook.com/vedatbaglan
http://tr-tr.facebook.com/pages/vedatbaglancom/167024723324771
http://www.facebook.com/pages/Vedat-Ba%C4%9Flan/132576160097013
http://twitter.com/VedatBaglan
http://vedatbaglan.blogspot.com
http://www.trsohbetler.com/
http://www.facebook.com/haberler.x
http://www.flightsfounder.com/

7 Şubat 2011 Pazartesi

KIYÂMET ALAMETLERİ VE KABİR SUALLERİ

KIYÂMET ALAMETLERİ VE KABİR SUALLERİ

Son zamanlarda dünyadaki gelişmeler ,insanların aklına acaba kıyamet'mi yaklaşdı sorusunu getirdiği için ,kıyamet'in alametleri'ni ,küçük ve büyük olmak şartı ile aşağıda bilgilerinize sunuyoruz.
Her ne kadar kıyamet'i kimse arzu etmesede , insan öldüğü an zaten onun kıyameti kopmuş sayılır.

Kıyam arapçada ayakda durmak dikilmek manasına gelir.
Kıyamet: Sözlük anlamı kalkmak, diriltmek, dikilmek, ayaklanmaktır. Kozmolojik anlamda dünya hayatının sonu, evrenin düzeninin bozulması. Yerin, göğün, yıldız ve gezegenlerin birbirine girmesi, dağların pamuk parçaları gibi dağılması.

(Eşrâtu's-Saa), âhir zamanda (zamanın sonları) ortaya çıkarak Kıyâmet'in yaklaştığını, kopmak üzere olduğunu gösteren belirtiler. Bu belirtiler genellikle Küçük Alametler (Alâmât-ı Suğra) ve Büyük Alametler (Alâmât-ı Kübrâ) olmak üzere iki bölüm halinde incelenir.

Kur'an, Kıyâmet'in zamanını Allah'tan başka kimsenin bilemeyeceğini belirtir (el-A'raf, 7/187; Lokmun 31/34; el-Ahzab, 33/63). Buna karşılık yaklaştığını (el-Zümer, 54/1), yakın olduğunu (en-Nahl, 16/77), ansızın geleceğini (el-A'raf, 7/187) bildirir. Kıyâmet alametlerinin belirdiğini (Muhammed, 47/18) ifade etmekle birlikte bunlar hakkında bilgi vermez. Ancak, "Saat yaklaştı, ay yarıldı yarılacak" (el-Kamer, 54/1) âyetinin ikinci bölümünün "ay yarılacak" biçimde anlaşılması durumunda, bu olay Kur'an'da anılan tek Kıyâmet alameti olma özelliği kazanır.

Hadis külliyâtları ise Kıyâmet'ten önce ortaya çıkacak alametlerden söz eden çok sayıda hadis ihtiva eder. İslâm bilginleri hadislerde dile getirilen alametleri nitelikleri açısından değerlendirerek bunları Küçük Alametler (Alâmât-ı Suğrâ) ve Büyük Alametler (Alâmât-ı Kübrâ) olmak üzere iki başlık altında toplamışlardır. Âhir zaman olarak tanımlanan Kıyâmet öncesi donemde dini duygu, düşünce ve davranışların zayıflaması, dini kurallara gereken önemin verilmemesi, ibadetlerin terkedilmesi, ahlaksızlığın çoğalması biçiminde kendini gösteren Küçük Alametler'in başlıcaları şu şekilde sıralanabilir:

a) İnsanların bina yapmakta birbiriyle yarışmaları (Buhârî, Fiten, 25; bk. Tecrid-i Sarih Terc; 1/58).

b) İnsanların ölümü temenni etmeleri (Buharî, Fifen, 25; Müslim, Fiten, 53-54)

c) Câriyenin efendisini doğurması (Müslim, İmân, 1).

d) Hicaz'da bir ateşin çıkarak Busra'da (Şam yakınlarında bir yer) develerin ayaklarını aydınlatması (Buhârî, Fiten, 24; Müslim, Fiten, 42).

e) Fırat nehrinin sularının çekilerek, nehir yatağından altın çıkması (Müslim, Filen, 29-31).

f) İkisi de hak iddiasında bulunan iki büyük İslâm ordusunun birbiriyle savaşması (Buhârı, Fiten, 25; Müslim, Fiten, 17).

g) İslâmî ilimlerin ortadan kalkması, cehaletin artması (Buhârî, Fiten, 4).

h) Depremlerin çoğalması (Buhârî, Fiten, 25).

ı) Zamanın yaklaşması, gece ile gündüzün eşit olması (Buhârî, Fiten, 25).

i) Cinâyetlerin çoğalması, fitnelerin zuhur etmesi (Buhârî, Fiten, 4; Müslim, Fiten, 18).

j) Yahudilerle Müslümanların savaşmaları, Müslümanların Yahudileri öldürmesi (Tecrid-i Sarih Tercümesi, VIII, 341; Müslim, Fiten, 79-82).

k) Zinanın açıkça işlenmesi, içki tüketiminin artması, kadınların çoğalıp erkeklerin azalması (el-Ali en-Nâsif Tac, 5/335).

l) Kahtân'dan bir kişinin çıkarak, insanları asâsı ile sevketmesi Buhârî, Fiten, 23).

Kıyâmetin büyük alâmetleri ise şu hadis-i şerifte toplu olarak zikredilir: Huzeyfetu'l-Gifarı (r.a)'den rivayet edilmiştir: Biz bir gün kendi aramızda konuşurken, Hazreti Peygamber yanımıza çıkageldi. Bize "Ne konuşuyorsunuz?" dedi. Biz de "Kıyâmet gününden konuşuyoruz" diye cevap verdik. Hazreti Peygamber" Şüphesiz on alâmet görülmedikçe kıyamet kopmayacaktır" dedi ve "Deccâl'i, dumanı(duhan), Dâbbetü'l-arz'ı, güneşin batıdan doğmasını, İsa (a.s.)'ın yere inmesini, Ye'cûc ve Me'cuc'u, doğuda, batıda ve Arap yarımadasında olmak üzere üç yer çöküntüsünü, son olarak da Yemen'den çıkarak insanları Mahşere sürecek ateşin vuku bulacağını söyledi" (Müslim, Fiten, 39).

Kıyâmetin bu on büyük alameti başka hadislerce ya da İslâm bilginlerince şu şekilde açıklanır:

1. Deccal'in ortaya çıkışı: Deccâl, kıyâmette zuhur edecek yalancı bir kişidir, İslâm Dini'ni ve müslümanları ifsad edip, kötülüğe ve bozgunculuğa sevketmek isteyecektir. Deccal'in sağ gözünün kör olduğu, iki gözünün arasında "kâfir" yazdığı, çocuğunun olmadığı, Medine'ye ve Mekke'ye giremeyeceği, ortaya çıktıktan sonra yeryüzünde kırk gün kalacağı, bu süre içerisinde istidrac türünden bazı olağanüstü olaylar göstereceği, daha sonra da yine kıyâmetin büyük alametlerinden olan Hz. İsa'nın yeryüzüne inmesiyle onun tarafından öldürüleceği sahih hadislerde belirtilmiştir (Buhârı, Fiten, 26; Müslim, Fiten, 37, 39, 40, 91, 101, 110, 112).

2. Duhan'ın çıkışı: Duman anlamına gelen duhan da kıyâmetin büyük alametlerinden biridir (Müslim, Fiten, 39). Kıyâmetin vukuundan önce dünyayı bir duman bulutu kaplayarak, kırk gün ve kırk gece kalacak, mü'minler nezleye tutulmuş gibi, kâfirler ise sarhoş gibi olacaklardır.

3. Dabbetü'l-arz'ın çıkışı: Kıyâmet'ten önce çıkacağı bildirilen bir yaratıktır. Kelime anlamı "yer hayvanı" demektir. Kur'an-ı Kerim'de "Kendilerine söylenmiş olan başlarına geldiği zaman, yerden bir çeşit hayvan (dâbbe) çıkarırız ki o, onlara, insanların âyetlerimize kesin olarak inanmadıklarını söyler" (en-Neml, 27/82) buyurulmaktadır. Hz. Peygamber Dâbbetü'l-arz hakkında "Çıkacak olan kıyâmet alametlerinden ilki, güneşin batı tarafından doğması ile, bir kuşluk vakti insanlara karşı bir dâbbenin (hayvanın) zuhurudur. Bu iki alametten biri, arkadaşından evvel olur. Akabinde diğeri de onun izi üzerinde yakın olarak meydana gelir" (Müslim, Fiten, 118) buyurmuştur.

4) Güneşin Batıdan doğması: Güneş batıdan doğacak, insanlar topluca iman edecek, ancak daha önce iman etmemiş olanların imanları kendilerine bir yarar sağlamayacaktır (Tecrid-i Sarih Tercümesi, XII 307; Müslim, Fiten, 118).

5. Hazreti İsa (a.s)'ın inmesi: Ehl-i sünnet itikadına göre Kıyâmetin vukuundan önce Hazreti İsa yeryüzüne inecek, hristiyanları İslâm'a davet edecek, Deccâl'i öldürecek, Hazreti Peygamber (s.a.s)'in şerîati ile hükmedecektir (Buhârî, Büyû, 102; Müslim, İmân, 242-247).

6. Ye'cûc ve Me'cûc'ün çıkışı: Kıyâmetin vukuundan önce çıkarak "yeryüzünde bozgunculuk yapacak" (el-Kehf, 18/94) olan asılları ve soyları belirsiz iki insan topluluğudur (Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, IV, 3288). Hz. ZülKarneyn'in önlerine yaptığı seddin yıkılarak (el-Enbiya, 21/96) açılması ile yeryüzüne dağılacaklar insanlara saldıracak, kentleri yakıp-yıkarak harabe haline getireceklerdir. Bazı rivayetlerde bu seddin Çin seddi olduğu zikredilir (Muhammed Hamdi Yazır, a.g.e., IV, 3291, 3374; Buhârı, Enbiyâ, 7; Müslim, Fiten, 1,2).

7.8.9. Doğuda, Batıda, Arap Yarımadasında olmak üzere üç bölgede yer çöküntülerinin meydana gelmesi de Kıyâmet'in büyük alametlerindendir (Müslim, Fiten, 39).

10. Yemen'den çıkacak olan büyük bir ateşin insanları önüne katarak sürmesi (Müslim, Fiten, 39).

Ebu Davud ve Tirmizi'nin Sünen'lerinde yeralan bazı hadislere göre Mehdî'nin çıkması da Kıyâmet'in büyük alametlerindendir (Sünen-i Tirmizî, IV, s.1-93: Sünen-i Ebu Davud, N. Şr. M.Abdul Hamid IV, 100, 106).

Hz. Peygamber (s.a.s), Kıyâmetin kötü insanlar ve kâfirler üzerine kopacağını bildirmiştir. Bu hadislere göre Kıyâmet kopmadan önce mü'minlerin ruhları alınacak ve onların âhirete göçmeleri sağlanacaktır (Buhari, Fiten, 5; Müslim, imare, 53).

Özetlersek Kıyamet'in küçük alametleri'nin bir kısmı zuhur etmiş olarak gözüküyor.
Bu konu genel dünya gidişatı hakkında, dünya'nın kaderi ile alakalı konulardır.Esas mühim olan müslüman bir kişinin kendi kaderi ile olan konularla daha çok ilgilenip,yarın huzuru mahşerde ,bizzat yalnız kendi yaptıkları ile, sorgulanacağı'nı bilmesidir.Bu sorular ilk olarak, kabirde başlar .

Kur'an da Ashabı Kehf,Uyku,Ölüm,Kabir ve Kıyamet ile alakali ayetler,

22:7 - "Kıyamet ise şüphesiz gelecek ve muhakkak ki Allah bütün kabirlerde olan kimseleri tekrar diriltecektir."

Bu ayet, uykunun aynı zamanda bir ölüm olduğunu ,canların (Ruhların) uykuda alındığını,eceli gelmeyenlerin Ruhlarını iade ederek yine uyandırıldıklarını bildirir.

39: 42 - "Allah, ölmekte olan canları (Ruhları) alır, ölmeyenleri de uykularında (alır); sonra ölümüne hükmettiğini yanında tutar, ötekilerini de belli bir süreye kadar salıverir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır."

18:9 - "Yoksa, (ey Rasûlüm), uzun zaman mağarada uykuda kalan Kehf ve Rakîm ashâbı, bizim mûcizelerimizden şaşılacak bir şey oldular mı sandın? (Kehf: Geniş mağaraya denir. Rakîm: uykuya dalanların köy adı ve köpeklerinin adıdır. Bir rivayette de uykuda kalanların adlarının yazılı bulunduğu kitabın ismidir)."

18:10 - Hatırla ki, o vakit, o genç yiğitler mağaraya sığındılar da şöyle dediler: “-Ey Rabbimiz! Bize, tarafından bir rahmet ihsan buyur ve işimizden bize bir başarı hazırla.”

18:11 - Bunun üzerine, nice seneler mağarada üzerlerine uyku bıraktık ve kendilerini (üç yüz dokuz yıl) uyuttuk.

18:12 - Sonra da iki guruptan (Ashâb-ı Kehf ile hasımlarından) hangisinin kaldıkları müddeti daha iyi hesap edeceğini görelim diye onları uyandırdık.

18:13 - Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz: Şüphesiz onlar Rablerine inanmış birkaç genç yiğitti. Biz de onların hidayetlerini artırmıştık.

18:17 - (Ey Rasûlüm, bir baksaydın) görürdün ki, güneş doğduğu zaman, mağaranın sağ tarafına yönelir (ışınları onlara zarar vermez); battığı zaman da, onları sol taraftan terkederdi, Onlar, mağaranın geniş bir yerinde idiler. İşte bu, Allah’ın mûcizelerindendir. Allah’ın hidayet ettiği kimse, o, doğru yol üzeredir. Şaşırttığı kimse için de, asla doğru yolu gösterici bir yardımcı bulamazsın.

18:18 - Bir de onları, (gözleri açık olduğu için) uyanık kimseler sanırsın, halbuki onlar uykudalardır. Biz onları, (yanları incinmesin diye) sağa ve sola çeviriyorduk. Köpekleri de mağaranın giriş yerinde iki kolunu uzatıp yatmaktaydı. Eğer onlara muttali olsaydın (yakından görseydin), (heybetlerinden ötürü) muhakkak kendilerinden (ürküp) döner kaçardın ve onlardan, içine korku dolardı.

18:19 - Onları bir mûcize olarak uyuttuğumuz gibi, birbirlerine sorsunlar diye kendilerini (kudretimizle) uyandırdık da, içlerinden bir sözcü şöyle dedi: “- Ne kadar durup kaldınız?” (Cevaben): “- Bir gün yahud bir günün bir kısmı kadar eğleştik.” dediler. Bir kısmı da: “-Ne kadar durduğunuzu, Rabbiniz daha iyi bilir. Şimdi siz, birinizi, bu gümüş paranızla şehre (Tarsus’a) gönderin de baksın, hangi yiyecek daha temizse ondan size bir rızık getirsin; hem çok kurnaz davransın da asla sizi hiç kimseye sezdirmesin” dediler.

18:20 - 'Onlar sizi, tanıyıp yakalarlarsa, ya sizi taşlayarak öldürürler veya kendi dinlerine döndürürler, hayat tarzlarını benimsetirler. O zaman bir daha ebediyyen iflâh olmazsınız, ebedî nimetlerle mutluluğa eremezsiniz.' dedi.

18:21 - Böylece, insanları onların hallerine muttali kıldık ki, öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyametin vukuunda hiç şüphe olmadığını bilsinler. Çünkü (daha önce, dirilmenin ruh ve cesedle veya yalnız ruhla olacağı hususunda) dinlerinin emrini aralarında tartışıyorlardı. (Allah, mağaradaki bu yiğitleri öldürünce, kâfirler) şöyle dediler: “- Üstlerine bir bina (kilise) yapın. Bununla beraber Rableri, onların hallerini daha iyi bilir.” Sözlerinde üstün gelen müminler: “- Mutlaka yanlarında bir mescid edineceğiz.” dediler (ve mağaranın kapısı önünde namaz kılmak için bir mescid yaptılar).

18:22 - "(Ehl-i kitab, Hz. Peygamber Aleyhisselâmın huzurunda): “- Yiğitlerin sayısı üçtür, dördüncüleri de köpekleridir.” diyecekler; “-Sayıları beştir, altıncıları da köpekleridir.” diyecekler ve gayb için zanda bulunacaklar. (Müminler de): “-bunlar yedi kimsedir, sekizincileri köpekleridir.” diyecekler. Ey Rasûlüm, sen, onlara de ki “-Rabbim, bunların sayısını daha iyi bilendir; kendilerini ancak pek az kimseler bilir. Artık bunlar hakkında zahiri bir münakaşadan başka bir münakaşa yapma (işi derinleştirmeden Kur’ân’da vahyolunanla iktifa et) ve bunlara dair ehl-i kitabdan kimseye bir şey sorma.”

18:25/26 - Onlar, mağaralarında üç yüz sene kaldılar ve buna dokuz yıl daha kattılar.De ki: “Kaldıkları süreyi Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybını bilmek O’na aittir. O, ne güzel görür; O, ne güzel işitir! Onların, O’ndan başka hiçbir dostu da yoktur. O, hükmüne hiçbir kimseyi ortak etmez.”

Yukarıdaki KEHF Sûresi değişik ayetlerinde "Ashabı Kehf'in" mağarada üçyüz dokuz sene uyuduklarını ve ardından, Allah tarafından uyandırılarak uyudukları bu sure içerisinde geçen zamanı, muhalif iki grupdan hangisinin hesaplayarak bileceğini ve uykuda ğeçen zamanın aynı bir ölüm olduğunu ve geçen zamanın uyuyan kişiler tarafından uzun olarak görülmeyerek, akşam yatıp sabah kalktıkları gibi bir gün kadar hissettiklerini ve öldükten sonra dirilmenin hak olduğunu ve kıyametin vukuunda hiç şüphe olmadığını da ayrıca bildirir.

20:102/104 - “O gün Sur’a üflenir, ve o gün suçluları gömgök süreriz. Kendi aralarında gizli gizli konuşurlar. ‘Sadece on gün kaldınız. Onların dediklerini biz daha iyi biliyoruz. En akıllıları sadece bir gün kaldınız‘ der.”

30: 55/56 - "Kıyamet günü suçlular, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı. Kendilerine bilgi ve iman verilenler dediler ki: `Andolsun siz, Allah'ın yazısınca ta yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu dirilme günüdür, fakat siz bilmiyordunuz!"

Yukarıdaki ayetler (20:102/104 -- 30: 55/56 ) Kabir'de zamanın nasıl geçtiğini bilinmediğini, binlerce sene kabirde yatan kişilerin, "burda on gün, bir gün, bir saat kaldık" demesini anlatır.

23: 99/100 - "Nihayet onlardan birine ölüm geldiği zaman: `Rabb'im' der, beni geri döndürünüz ki, terk ettiğim dünyada salih iş yapayım' Hayır, bu onun söylediği bir laftır. Önlerinde ta dirilecekleri güne kadar bir perde vardır."

35:22 - "Ölülerle diriler de eşit olmaz. Gerçi Allah, her dilediğine işittirirse de sen, kabirlerdekine işittirecek değilsin."

50:42 - "O gün insanlar, o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bugün, kabirlerden çıkış günüdür."

54:7/8 -"Gözleri düşkün düşkün (zelil ve hakir) kabirlerinden çıkarlar, sanki yayılan çekirgeler gibidirler.Boyunlarını çağırana doğru uzatmış koşarlarken kafirler: `Bu çetin bir gündür!' derler."

70:43 - "O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar."

37: 20 - "Vah bize, bu ceza günüdür!' dediler"

80:21 - "Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu."

82:4/5 - “Kabirlerin içi dışına getirildiği zaman, her can ne öne sürdüğünü ne geri bıraktığını bilir.”

100:9 - "Bilmiyor mu ki, kabirlerin içindekiler fırlatılacak."

36:51/52 - “Sûr'a üfürülmüştür, bir de ne baksınlar kabirlerinden Rablerine doğru akın ediyorlar. Dediler; Vah bize yattığımız yerden kim kaldırdı, İşte Rahmanın va’dettiği şey budur. Demek peygamberler doğru söylemiş.”

40: 51 - "Elbette biz, elçilerimize ve inananlara hem dünya hayatında hem şahitlerin duracakları günde yardım ederiz."

14: 27 - "Allah inananları, dünya hayatında da, ahirette de sağlam sözle tesbit eder. Allah, zalimleri de saptırır ve Allah dilediğini yapar."

40: 45/47 - "Allah o (mü'mi)ni (onların) kurdukları tuzakların kötülüklerinden korudu. Firavun ailesini de azabın en kötüsü kuşattı: Ateş! Sabah akşam ona sunulurlar ve kıyamet koptuğu gün `Firavun ailesini azabın en şiddetlisine sokun!' (denilir). Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara dediler ki: `Biz size uymuştuk; şimdi siz şu ateşin ufak bir parçasını bizden savabilir misiniz?"

Bu ayet Dünya'da firavun gibi diktatör hükümdarların her yaptığı icraatı beğenerek hertürlü destekleyerek, onlara Oy verenlerin'de aynen peşinden gittikleri uydukları firavunların atıldığı ateşe atılacağını açıkca anlatır.

46: 20 - "Ateşe sunuldukları gün kafirlere: 'dünya hayatında bütün güzel şeyleri zayi ettiniz; (bu dünyada) bunlarla sefa sürüp bunları tükettiniz. Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve fıska düşmenizden dolayı bugün, alçaltıcı bir azap ile cezalandırılacaksınız."

Rasulullah (s.a.v) Kabir hakkında şöyle buyurmuştur.
"Kabir ya cennet bahçelerinden bir bahçe ya cehennem çukurlarından bir çukurdur."(TİRMİZİ)

Kabir sualleri
Sual: Kabirde ne sorulacak, cevapları nedir?
CEVAP
Kabir sualine cevap olmak üzere şunları öğrenmelidir:

Rabbin kim?
CEVAP
Allahü teâlâ.

Dinin nedir?
CEVAP
İslâm dini.

Hangi Peygamberin ümmetindensin?
CEVAP
Muhammed aleyhisselamın.

Kitabın nedir?
CEVAP
Kur'an-ı kerim.

Kıblen neresidir?
CEVAP
Kâbe-i muazzama.

İtikadda mezhebin nedir?
CEVAP
Ehl-i sünnet vel cemaat.

Amelde mezhebin nedir?
CEVAP
4 mezhepten hangisi ise, mesela Hanefi, Maliki, Şafii ve Hanbeli’den biri söylenir.

Ayrıca aşağıdaki esasları da bilmek lazımdır:

Kimin zürriyetindensin?
CEVAP
Âdem aleyhisselamın.

Kimin milletindensin?
CEVAP
İbrahim aleyhisselamın.

İman nedir? Amentü’nün esasları nelerdir?
CEVAP
İman, Muhammed aleyhisselamın Allahü teâlâ tarafından getirdiği emir ve yasaklara inanmak ve inandığını dil ile söylemek demektir.

İman, Amentü’de bildirilen altı esasa inanmak ve Allahü teâlâ tarafından bildirilen emir ve yasakların tamamını kabul etmek ve beğenmektir.

Amentü şöyledir:
Âmentü billahi ve melaiketihi ve kütübihi ve rüsülihi vel yevmil ahiri ve bilkaderi hayrihi ve şerrihi minallahi teâlâ vel ba'sü ba'del mevti hakkun. Eşhedü en lâ ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resülühü.

[Yani, Allah’a, meleklerine, gönderdiği kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayrın ve şerrin Allah’tan olduğuna, öldükten sonra dirilmeye inanıyorum. Allah’tan başka ilah olmadığına ve Muhammed aleyhisselamın da Allah’ın kulu ve son Peygamberi olduğuna şehadet ediyorum.]

İslam’ın şartları nelerdir?
CEVAP
Şunlardır:
1- Kelime-i şehadet getirmek
Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resulühü demek. Manası şudur:
(Ben şehadet ederim ki, [Yani görmüş gibi bilirim ve bildiririm ki] Allah’tan başka ilah yoktur. Ve yine şehadet ederim ki, Muhammed aleyhisselam Onun kulu ve resulüdür.)
Resulullaha inanmak demek, Onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek, inanmak ve hepsini beğenmek demektir.
2- Namaz kılmak
3- Zekât vermek
4- Oruç tutmak
5- Hac etmek

Allahü teâlânın sıfatları nelerdir?
CEVAP
Allahü teâlânın Sıfat-ı zatiyye’si altıdır:
1- Vücûd
2- Kıdem
3- Bekâ
4- Vahdaniyyet
5- Muhalefetün-lilhavadis
6- Kıyâm bi-nefsihi

Allahü teâlânın Sıfat-ı sübûtiyye’si sekizdir:
1- Hayat
2- İlm
3- Sem’
4- Basar
5- İrade
6- Kudret
7- Kelam
8- Tekvîn

Bu suallerden en önemlisi Rabbin kim ? sorusudur.
Zira insan bu dünyada kimi çok sevip kimin sözünden çıkmayıp peşinden gitmişse ,otomatikmen rabbim felan diyecektir.
Çünkü Rab sıfatı eğitici, terbiye edici,sözü dinlenen anlamındadır.

Allah’ın Sıfatı Olarak Rab:
Görüldüğü gibi Rab olmak Allah’ın sıfatlarından biridir. İlâhlığının bir gereğidir. Rab ismi geniş anlamlı bir sıfattır. Allah’ın yaratıcılığını evrene sahip ve hâkim oluşunu insana ait her şeyi yaratıp şekil verdiğini evrende olan her şeye yüce kudretiyle tasarruf ettiğini insanlar hakkında hükümler/yasalar koyduğunu ve bu hükümlere itaat etmenin gerekliliğini mutlak anlamda itaatın ancak Allah’a yapılması gerektiğini ıslah edenin şekil verenin her şeyi elinde tutanın yalnızca Allah olduğunu ifade eder. [1]

Kur’an-ı Kerim besmeleden sonra ‘Hamd âlemlerin Rabbi Allah’a aittir’ cümlesiyle başlamaktadır. Bu giriş oldukça ilginçtir. Vahy kitabı olan Kur’an söze Allah’a ait en önemli özelliği vurguluyarak insanlara bu önemli gerçeği hatırlatarak başlıyor. Her türlü övgü her türlü saygı ve itaat ifadesi her türlü şükran duygusu ve bağlılık; bütün âlemlerin âlem diye nitelediğimiz bütün varlıkların asıl sahibi maliki yöneteni bakıp gözeteni koruyup ihtiyaçlarını gidereni onlara dilediği gibi yön veren yüce güç sahibi Allah’a aittir. Kur’an O’nun sözüdür ve O bu vahyi ile yaratıp şekil verdiği insanları müjdeliyor korkutuyor ve onlara doğru yola davet ediyor. Çünkü O âlemlerin Rabbi Allah’tır. Insanlardan bazıları Allah’a inandıkları halde O’nun Rab’liğini ve ilâhlığını anlamamışlardır. O’na ilâhlıkta ve Rablikte ortak (şirk) koşarak müşrik olmuşlardır.

Rabbimiz Kur’an’da en çok böylesine sapmış kimselere hitap ediyor. Tevbe Suresi 31. âyetteki ifade çok anlamlıdır. Bazıları din adamları haline getirdikleri papazlarını hahamlarını ve hatta Hz. Isa’yı Rabb sandılar. Olayı dinleyen Adiy b. Hatem Peygambere diyor ki Ya Rasûlallah ben onları bilirim onlar din adamlarına (veya önderlerine) ibadet etmiyorlardı. Öyleyse bu ‘rabb’ edinmenin anlamı nedir? Peygamber soruyor:
“-Onların liderleri onlara bir şeyi haram veya helâl yaptıkları zaman insanlar onu kabul ediyorlar mıydı? Adiy b. Hatim’in cevabı evet olunca; “-Işte bu davranış onları ‘rabb’ edinmektir” karşılığını alacaktı.[2]

Evet Allah’a ait Rabb’lik başkalarına verilirse bu Allah’ın hakkına tecavüzdür. O’nun Rabbliği bütün evrende kendini duyurmaktadır. Evreni en güzel şekilde terbiye edip (düzenleyip) ona tasarrufta bulunmaya (yöneltmeye) devam eden Allah (cc) insana ait hayatın ve kulluğun da kurallarını koymuştur. Yani insana şekil verip yaşamasını sağlayan Allah Rabb olarak da insanın sahibi ve malikidir. Öyleyse insana düşen kendisinin sahibi ve maliki olan Allah’a Rabb olarak teslim olmak ve yalnızca O’na kulluk yapmaktır. “De ki: Insanların Rabbine sığınırım. Insanların malikine insanların ilâhına da; sinsice kalplere vesvese ve kuşku düşürüp duran vesvesecinin şerrinden….” (Nâs: 114/1-4)

Netice olarak bir insan bu dünya'da ,kimi daha çok sever,dinler, ve hafızasına o sevdiği,dinlediği kişiler'in telkini'ni yerleştirir ise,(bu bir siyasi lider olabilir,sanatçı şarkısı eseri olabilir, vesaire)artık o kişi'nin bu dünyada'ki rabbi o dur.

Bir örnek vereyim,
Türkiye'de medya adeta Ak parti seçim bürosu gibi 24 saat Ak parti propagandası yapmaktadır.
Gece gündüz sesli ve görüntülü medya'da bir siyasi lider'in devamlı beyin yıkama ve tesirli konuşma metotu ile "amerikadaki demokrasi'yi getirdik" demesini dinleyip,onu hafısazına iyce yerleştirip ,kendi kendine bak başbakan amerika'daki demokrasi'yi getirdi derseniz,
Kabir suallerinde en önemli soruları diliniz otomatikmen şu cevapları vericektir.

Rabbin kim ? sorusuna,
Amerika,
Dinin nedir? sorusuna
demokrasi,
Peygamber'in kim? sorusuna da
başbakan dersiniz.
E tabi mezheb'in nedir? sorusuna da otomatikmen facebook veya twitter diyceksiniz.:)
Bu en son facebook ve twitter kısmı'nı tabiki vazgeçilmez bir alışkanlık olduğu için espiri olarak vurguladım.

Benim bir sözüm vardır,
"Alışmak:İnsanoğlu neye alışırsa ,alıştığı şey'in kulu kölesi olur."
Bu içki olabilir,siğara uyuşturucu olabilir,aşırı zevk düşkünlüğü olabilir ,hergün yapmaz ise rahatsız olacağı şeyler,
İnternet'e giriş ,facebook sayfasına veya twitter'e giriş,devamlı severek dinlediği bir sanatçıyı dinleme olabilir. Devamlı ekranda güzel hitabetiyle insanı adeta büyüleyen, bir başbakan olabilir,:) vesaire vesaire..

Geçenlerde aklıma bir şey geldi,kendi kendime gülüyordum.
Dedimki, şimdi herhangi bir tv kanalından bana canlı yayında sohbet ,teklif'i gelse,onlara şunu söylerdim,
bakın devlet hakkında sorucaklarınıza cevap ücretim size 0 TL olur.
Herhangi bir parti hakkında soru soracaklarınıza cevap ücretim 0 TL olur,
başbakan hakkında sorucaklarınıza cevap ücretim ise 100 000 TL olur :)))))))))))

Neden başbakan hakkındaki sorulara 100 000 TL istiyorsunuz diye sorarlarsada,
"EEEE nasıl olsa bana hakkımda konuştu diye, en azından bi kaç milyarlık dava açar ,bende bu masrafları peşinen sizden, tedbir olarak tahsil ediyorum işte"derim.:)))))))))

Gerçi bu işin şakası ,başbakan bana dava mava açmaz .O kadar'da nankör biri değildir.Birlikde istanbul belediye seçimlerin'de ,dağ ,taş,yağmur çamur demeden omuz omuza çalıştığımızı ve onu buralara kadar taşıdığımızı unutmaz..( o yüzden sağolsun 24 saat arayıp hal hatır soruyor adam):)))) öööyle vefalı biri yani..yaw yok ne araması defalarca ,bu millet'in hayrı'na kanunlar çıkarsın diye yazdım, ve beni ara dedim ,ne arayan vaaaaar nede soran...(eeeee arkadaş değiştim dedi ya)

Bu vesile ile ,bu yazımızında hayırlara vesile olmasını,kimi en çok sevip dinlememiz,ve nasıl bir günlük hayata kendimizi alıştırmamız gerektiğini,bunun hayatımızda ne kadar önemli olduğunu bilmemiz gerektiğini ,tüm alışkanlıklarımızı gözden geçirip,esas neye alışmamız gerektiğini bilerek,hayatımızı o şekilde sürdürmemizin faydalı olacağını bilmemiz gerektiğini, bir kez daha vurgulayıp ,bir sonraki yazı dizimizde görüşmek dileğiyle,

Saygılarla

Hacı Gazi Mücahid
Gerçek Allah Dostu
Vedat Bağlan

"Vedat Bağlan Blog Makale yazıları Fihristi Alfabetik listesi "

"Translate Çeviri"

http://www.vedatbaglan.com
http://facebook.com/vedatbaglan
http://tr-tr.facebook.com/pages/vedatbaglancom/167024723324771
http://www.facebook.com/pages/Vedat-Ba%C4%9Flan/132576160097013
http://twitter.com/VedatBaglan
http://vedatbaglan.blogspot.com
http://www.trsohbetler.com/
http://www.facebook.com/haberler.x
http://www.flightsfounder.com/